2 TEKERLİLERİN 4 TEKERLİLERE HİTABESİ
4 TEKERLİLERE HİTABE...! Ey 4 teker sürücüleri !
Bizi fark edin , bizi görün, bizi önemseyin..!
Sanmayın ki biz korkmuyoruz
Sanmayın ki biz endişesiziz
Sanmayın ki biz serseriyiz
Bizler de sizin gibi birer bireyiz
Ey bizi biçip geçmeyi ödev edinenler !
Bizi sayın, bize de yol verin, bizi kollayın..!
Bizim de bir ailemiz var
Bizim de bir kanımız ve canımız var
Bizim de yaşamaya hakkımız var
Biz de insanız, bizler de birer canız
Ey bizi sizden farklı gören sürücüler !
Sizden farkımızı bildirin..!
Yollar da bize ait, asfalt da bize ait
Işıklar da bizim için, yayaya saygı da bizden
Otoban da bizim için, kurallar da bize dahil
Caddeler de bize açık, levhalar da bize dair
Ey benzer ama farklı hazzı tadan 4 tekerliler !
Sürüş tekniklerimiz de benzer, korkularımız da aynı !
Ayağındaki debriyaj elimdeyse
Elimdeki gaz ayağındaysa
Ayağındaki fren elimdeyse
Bu mu bizi sizden ayıran hiçe saydığınız canımız ?
Ey bizi yollarda sıkıştıran sürücüler
Trafikte aralardan geçiyoruz diye kompleks yapan sizler
Bizden nefret edip de kininizi caddelerde üzerimize kusan 4 tekerliler
Bizleri fark etmeniz için daha ne yapmamız lazım ?
Ey yolların saltanatları !
Saltanat olamayanlara darbeyi vuranları !
Yaşam tarzımızı 2 tekerle seçtiğimiz için bizi hiçe sayanları !
İNANIN TEK FARKIMIZ 2 TEKERİMİZ !
SİZDE DE VAR OLAN CANIMIZI BİZE GERİ VERİN !
ÇÜNKÜ BİZ SİZE BUNU YAPMIYORUZ !
GELİN BİZLERİ FARK EDİN, BİZLERİ ÖNEMSEYİN ve BİZLERİ SEVİN....!
Rüzgar Gülü
Şebnem AYDİNÇ
15.01.2009
_________________
İzmir Riders ve Lady Riders Kurucusu ve Başkanı
Motosiklet Eğitmeni
KLR 650 / Kanuni Seyhan 250
Daima Full Koruma ve Bilinçli Sürüş
www.izmirriders.com www.ladyriders.orgARDÇILIK BİR SANATTIR...
Bu yazdıklarım tamamiyle iyi bir sürücü arkasında iyi bir artçının nasıl olması gerektiğine yöneliktir. Ha tabi elbette sürücünüz bir felaketse zaten bu yazdıklarımın hepsi bir hiçtir, iyi bir artçı olsanız da olmasanız da zaten hepsi hikaye...! Çünkü motosikletin arkasına bindiğinizde, kendinizi ve hayatınızı tamamen sürücünüzün ellerine bırakıyorsunuz.
Benim bu işe yeni başlamışlara her zaman tavsiyem ; max.1000 km yol yapmamış bir sürücünün arkasına binmemenizdir. Hatta arkasına binmeden önce de, ilk defa bineceğiniz biriyse ; " Daha önce hiç arkana artçı aldın mı ? Yolculu sürüş tecrüben ne kadar? " gibi sorular sormaktan çekinmeyin. Unutmayın ki canınızı ona emanet edeceksiniz ve bu tür soruları da sormaya hakkınız var. Eğer o kişiyi hiç tanımıyorsanız da otobüsle evinize dönün derim. Unutmayın ki en kötü sürücü, daha sizin arkaya oturup oturmadığınızı bile düşünmeden ve kontrol etmeden, tamam mısın demeden gaza basıp giden sürücüdür. Daha poponuzu seleye koymadan kendinizi yerde bulabilirsiniz. Bunların hepsini tartın derim.
Gelelim iyi bir sürücü arkasında iyi bir artçı olabilmenin püf noktalarına ;
Artçılık tam bir sanattır. Artçılığın bile özel eğitimi vardır, bunun eğitimini bile veriyorum ben. Artçılık sürücülük kadar önemli olmakla birlikte, karşılaşılacak her türlü riske karşı bir artçının 4 4 lük olması gerekmektedir. Molasından tutun da, inişi ve binişinden, virajlara sürücüsü ile birlikte doğru yatışından, yeri geldiğinde masaj bile yapmasından, gişelerde bozuk para ya da bilet almasından, doğru zamanlarda sürücü ile konuşması ya da onu ne zaman dürtüp dürtmemesi , ani hareketlerde bulunmaması gerektiği gibi birçok eylemlerden tutun da sürücüye az iş ve sadece motosikleti doğru kullanmasını ve taşıdığı 2 canı güvenle gidilecek yere götürebilmesini sağlaması bile artçının görevidir.
Aslında sürücü kadar artçının görevleri de fazladır. Sadece arkaya oturmak ve yolu , manzarayı izlemekle bitmez artçılık. Artçılık ciddi anlamda tam bir sanattır. Sürücünüz sizin arkada sanki kimse yokmuş gibi hissetmesini sağlamanız ve sanki sizinde kendinizi bir çuvalmışsınız gibi hissetmeniz gerekmektedir.
Sürücüsüne sıkı sıkı, deli gibi sarılmayan ve hatta hiç dokunmayan artçı doğru artçıdır. Tutunacaksanız da, varsa motorun iki yanında bulunan tutamaklara ama yok illa da sarılacağım ben kendimi öyle güvende hissediyorum diyorsanız o zaman sürücünün nefes almasını ve rahat sürüş yapmasını sağlayacak şekilde tutunun. Onu boğmayın, bağırsaklarını dışarıya çıkartmayın. Bir racing artçısıysanız da öne doğru eğilip doğru yere, depoya tutunduğunuzda da sürücünüzü sıkmamanız, mümkün olduğu kadar kalçasınızla doğru yatış pozisyonlarında bulunmanız gerekmektedir.
Bunlar elbette birçok motosiklet modeline göre değişir. Bazı motosiklet modellerinde ne tutunacak yer vardır, ne sırtınızı dayayabileceğiniz bir arka çanta vb. hiç biri yoktur. Genelde naked modellerde hiçbirini bulamazsınız. Hatta arka çantaya bile pek güvenmemenizi tavsiye ederim. Bu söyleyeceğim her motosiklet için geçerli değildir ama yolda giderken bir anda kopan ve düşen çantaya çok rastladım. Eğer evinizin koltuğunda oturur gibi sırtınızı o çantaya dayayıp ve ağırlığınızı da fazlasıyla verdiyseniz o zaman vay halinize. Çantayla birlikte sizi de yoldan toplayacaklardır unutmayın..!
Doğru artçı vıdı vıdı yapmayan, aman dur çişim geldi, ayyyy arı soktu, allaaah otobüs geliyorrr, yandım allah egzos bacağıma değdi, offf yaaaa popom ağrıdıdan ziyade sabırla ve zamanında derdini panik olmadan anlatandır. Artçılık tam bir işçilik ister, tavize yer yoktur, doğru kıyafetler ve donanımla sürücüsünü mümkün olduğu kadar en iyi şekilde üzmeyen artçı doğru artçıdır. Sürücü ve artçı tam bir bütün olmalı ve hatta uzun yola çıkmadan önce bile karşılıklı konuşup, gerekli zamanlamalar için el işaretleri belirlemeleri gerekmektedir. Örneğin şu tarz hareketler belirleyebilirsiniz ;
- Belki sürücünün sırtına parmakla 2 tık tık ; " En yakın ve uygun bir yerde duralım, çok sıkıştım " anlamında kullanılabilinir
- Bacaklarınızla sürücünüzün kalçasını sıkmak " Lütfen yavaş git " anlamında kullanılabilinir
- Sürücünüz kendi vizörünü yavaşlayıp, açtıp da size doğru kafasını yavaşça uzattığını gördüğünüz an, siz de vizörünüzü açıp onu dinlemeye hazır konumuna geçebilirsiniz
- Belki yola çıkmadan önce , hazır olup olmadığınızı bibirinize anlatabilmek adına en pratik çözüm olarak, sürücünüz ile karşılıklı sorun olup olmadığı konusunda anlaşabilmek adına baş parmaklarınızı yukarıya doğru kaldırıp; " Tamamdır, ben hazırım, kalkabilirsin " anlamına getirebileceğiniz bir işaret belirleyebilirsiniz. Nasıl rahat edeceğinizin anlaşmasını karşılıklı yapabilirsiniz.
Vücut dilinizi kullanabileceğiniz hareketler seçin. Vücut dili kendinizi nasıl hissettiğinizi; ne söylemek istediğinizi anlatır.
Hele bu işaretlerden en gerekli olanları YAVAŞLA, ÇOK HIZ YAPMA ARKADA KALP KRİZİ GEÇİRİYORUM, BİR PROBLEM VAR, DUR gibi sorunlu durumları nasıl ifade edebileceğinizi birbirinizle konuşmanız ya da bunları çoktan siz çözmüş ya da öğrenmiş ve uygulayabilecek pozisyonda olmanız gerekmektedir.
Bir sürü pratik ve güvenliğiniz adına kullanabileceğiniz yöntem ve işaretler mevcuttur ve sizler de bunu birlikte yaratabilirsiniz. Burada önemli olan en az yorulacak ve de en zevkli şekilde yolculuk yapabilmenizi sağlamaktır.
Daha artçılık ile ilgili yazacak bir sürü şey var. Unutmayın ki sürücümüzü rahatlatmak en gerekli durumlardan biridir. Kolay değildir o kadar km.lerce yol yapmak, arkada bir can taşımak, hele yorgun ve ağırlaşmışken riskler fazlalaştıkça sorunsuz ve güvenli sürüş yapmak.
Eğer zorunlu kalmıyorsanız; iyi sürücülere tavsiyem arkanıza kötü artçı almayınız ve eğer zorunlu kalmıyorsanız artçılara da tavsiyem ; doğru ve deneyimli sürücü ile yol yapınız.
Artçılık da sürücülük kadar çok zevklidir. Bu zevki tecrübeleriniz ile birlikte katarak almak ise dünyanın en büyük keyfidir. Şunu asla unutmayın ki motora yolcu almak, motoru kullanmak kadar zordur ve her iki taraf için de özveri isteyen bir durumdur.
Artçılığın zevkine varın, sürücünüze de bu zevki yaşatın derim.
Sevgiyle kalın.
Şebnem Aydinç / Rüzgar Gülü
30 Ekim 2008
_________________
İzmir Riders ve Lady Riders Kurucusu ve Başkanı
Motosiklet Eğitmeni
KLR 650 / Kanuni Seyhan 250
Daima Full Koruma ve Bilinçli Sürüş
www.izmirriders.com www.ladyriders.orgVERDİĞİMİZ GAZ HAZ OLMUŞ
Sabah 11.00 , dün geceden beri motoruma beklediğim parça olan statöre ulaşamamış, yatırdığım motorumun gazına basamamış olmanın siniri ve üzüntüsü ile kendi kendime söylenirken sabahın ilk ışığında uyandığımda hay lanet olsun, daha ne kadar dayanabileceğim dediğimi duydum kendi kendime.
Hava o kadar güzel ve bir o kadar da güneşliydi ki ; " Tam da motora binilecek hava " dediğimiz binlerce anlardan biriydi. Sokaklar cıvıl cıvıl, herkesde telaşlı ve tatlı bir koşuşturma, kafelerde keyif yapan mı istersin yoksa hallolmamış işlerinin peşinden koşanları mı ?
Bense yürümeyi unutmuş, gazımın hazına kavuşamamış olmanın hüznüyle aldım elime gazeteyi, etrafımdan geçen ufak tefek, büyük küçük, ne varsa, geçen her türlü motora dönüp dönüp o hazın sesini duydukça bakıyor ve bir iç çekiyorum, off off diye.
Annem bile alışmış, noldu bugün kafan kasksız diye dalga geçiyor. Babam statör de ne, ben anlamam, git bilene sor diyor.
Şimdi birkez daha anladım verdiğimiz gazın aldığı hazın verdiği keyiften elimizde olmayan nedenlerden dolayı uzak kaldığımızda düştüğümüz boşluğa...! Kimimiz bununla baş edebilirken, kimimiz de bu kadar uzak kalmamıştır elinde olan fırsatlar sebebiyle..!
İçimde korku yok, parçam nasıl olsa gelecek ama tek korkum ya bir daha verdiğim gazın hazzını herhangi bir sağlık nedeniyle kaybedersem? Ya böyle büyük bir aşka karşılıksız kavuşmuşken istemeden kaybedersem ?
Bu aralar motoruma kavuşamamanın verdiği sinir ve üzüntü ile yazsam da bu yazımı, bugün şunu anladım ki ; ben gerçekten bu ikitekere inanılmaz tutkunmuşum. Motorumdan ayrı kaldığım bu dönem bana ona olan sevgimi daha da perçinleştirse de, sosyal olan çevremin içindeki boşluk daha da küçülmüş, küçüldükçe bir hiçe bürünmüş.
Evet ben aşığım, aşkımı haykırıyorum, evet ben onsuz yapamıyorum ama biliyorum ki ikimizin bütünlüğü ona da yansımış.
Saat 19.00, eve geldim, otoparka girip, hergün yaptığım gibi onu tekrar kontrol edip, selesini bir kere okşadım. Kedilerin pati izi yaptığı selesini sildim, toz olmuş aynalarını ellerimle temizledim. Buruktuk ama o yine beni yanlız bırakmamıştı, kapıda beni bekliyor sabırsızdı. Gazına bir kere dokundum ses vermedi ama içinden konuştu biliyorum. Özledim seni dedim, az kaldı, ha sabır dedim. Verdiğim gaz haz olmuşken onu asla bırakmam, ne seni bensiz, ne de beni sensiz bırakırım dedim.
Bu sevdaya tutulduğum için allahıma bir kez daha teşekkür ettim. Özeliz dedim, özel olmayı bilemeyenler, özel zannedip de hala özelsiz yaşayanlardan olmadığıma da bir kere daha şükür ettim.
Verdiğiniz gazın bir ve her daim haz olması dileğimle,
Tekerleriniz haz ve gaz ile dolsun..!
Şebnem Aydinç / Rüzgar Gülü
29.10.2008
_________________
İzmir Riders ve Lady Riders Kurucusu ve Başkanı
Motosiklet Eğitmeni
KLR 650 / Kanuni Seyhan 250
Daima Full Koruma ve Bilinçli Sürüş
www.izmirriders.com www.ladyriders.orgMOTOSİKLET KONU DIŞINDAN İBARET OLMUŞ:Öğrendikçe büyür öğretilerin, öğrettikçe büyür öğrendiklerin..! Yıllardır takip etmiş olduğum çoğu motosiklet sitesinin başına gelenlerden biri ; en aktif kategori : GEYİK ya da diğer dilde konu dışı, motosiklet haricinde herşeyin paylaşıldığı, ağırlıklı geyik konuların paylaşıldığı bir kategori. Ama bu web siteleri kurulduğundan bu yana, başlarına gelebileceklerini hiç ama hiç düşünmez hatta hayal bile etmezdim. Çok üzüldüm çünkü klup olma yolunda giden, kendi kriterlerinde ve şehirlerinde en büyük portal olmak adına çaba sarfeden, toplantı ve etkinliklerinde bile buluşulan mekanlara sığamayacak kadar katılımcı sayısı olan web sitelerinde, sanal buluşma merkezinde neden konu dışı bu kadar aktif? Peki bu kadar aktif olmasının ve bizleri bunun tercih etmesinin sebebi nedir? Artık o kadar işin ehli olduk ki bu camiada ve bu tür sitelerde bulunmaktan , artık ne yazılıp çizildiğinde, ne söylendiğinde , neler paylaşıldığında, kişilerin niyetleri apaçık görünür hale gelmiş.
Eskiden motosiklet sitelerinde geyik nerde ben oradaydım, ve hatta bir dönem çok geyik yapıyorum diye bir motosiklet sitesi kurucusu olan bir arkadaşımdan uyarı almıştım ama o dönemler bu amacın, kültürün önemi ve farkında değildik, herşey eğlence değildi ve bizsden sonra geleceklere de motosiklet kültürünün geyikten öte gitmediğini göstermek olmadığını anladım ve şimdi elimden geldiğince birşeyler yapmaya ve kendimi adadığım eğitimler ile gelişimimi tamamlamaya çalışıyorum, ha yanlışlarım oluyor mu? Olmaz olurmu, hata yapmadan hiçbir yere varamazsın ama önemli olan o hatayı farkedip ona göre düzelmek ve devam etmemektir. Ben çok araştırıyorum, soruyorum utanmadan, bayan olarak bilmediğim özellikle de teknik olarak çok şey vardı eskiden, hala daha var ama sorarak ve yaşayarak ve hatta bu motoisklet web sitelerinin forumlarından öğreniyorum, ee o zaman bizler de neden bilmeyenlere forumlarımızdan öğretmeyelim. Bırakın konu dışını arkadaşlar, bu grupların, sitelerin kurulma amaçlarını unutuyoruz bazen, hepinize buradan şahsen çağrı yapıyorum, gelin hep beraber daha ciddi şeyler yapalım elimizden geldiğince.
Arkadaşlar derim ki gelin biraz daha motosiklet sporunu, kültürünü çevremize, bizden sonra gelen arkadaşlara tanıtmak için daha sıkı sarılalım ve eğitimlere vereceğimiz ağırlık ile bu kültüre sahip çıkalım. Bırakın konu dışına bu kadar sarılmayı, konu dışı herzaman ihtiyaç duyulur biliyorum stres atmak, eğlenmek gülmek için ama bence onunla beraber bizler için kurulmuş olan birbirinden değerli web sitelerinin bu güzel oluşumlarında, ileriye dönük projelerinde daha hızlı adım atabilmelerini sağlayabilmemiz açısından hep birlikte el verip, sırt sırta verip birşeyler yapmaya başlayalım artık derim. Kavga gürültü, gruplaşmalar, huzursuzluklar, bencillikler, birbirini yemeler, kıskançlıklar zaten o kadar çok başını alıp gitmiş ki, arkanızda kocaman sizin var olma ve yaşama nedeniniz var iken hadi gelin tek bir grup halinde motosiklet camiamız adına , MOTORCUYUZ diyerek ilerleyelim.
Tekerleriniz eğitim adına dönsün.
Şebnem Aydinç
29/07/2008
_________________
İzmir Riders ve Lady Riders Kurucusu ve Başkanı
Motosiklet Eğitmeni
KLR 650 / Kanuni Seyhan 250
Daima Full Koruma ve Bilinçli Sürüş
www.izmirriders.com www.ladyriders.orgMOTOSİKLET TEHLİKELİ DİYENLERE:Motosiklet ile tanışmaktan can atanlar, elini uzatıp da geri çekenler, çok tehlikeli ama çok da zevkli birşey motosiklet kullanmak diyenler şunu unutmayın ki ; tehlikeyi kişilerin kendileri yaratır..!
Bu şekilde düşünüp de motosikletli yaşamı tercih eden bizler adına; bizleri düşünüyormuş da bizler adına korkuyorlarmış gibi rol yapıp, halbuki kendileri cesaretlerini toplayamayıp bizlerin yerinde olmayı çok isteyip de adım atamamışlara sesleniyorum. Tehlike her hobide mevcuttur. Hatta sokakta yürürken bile. Dikkat etmezsin, ayağın takılır düşer ve yaralanırsın. Arabada müziği sonuna kadar açarsın, dikkatin dağılır kaza yaparsın. Merdivenlerden inerken takılır aşağıya yuvarlanırsın. Ama motosiklet kullanırken bilincin, eğitimin, güvenliğin ve tüm korumaların yerindeyse, o zaman tehlike tehlike olmaktan çıkıp zevke dönüşmeye başlar.
Adım atmaktan korktuğun şeyi yapmaktan çekiniyorsan çevrene de korkuların ile yansıtmayacaksın. Yansıtıyorsan da başkalarının da korkmasını sağlayarak yansıtmamalısın. Çok insan gördüm 2 teker tehlikeli ve şeytan işi diyip de 3 gün sonra kendini 2 teker üstünde bulup denemeler yaparken. İnsanları anlamak gerçekten imkansız. Anlamaya çalışmak ise daha da zor. Anlamaya çabalamak için uğraşmak ise belki de artık yorucu ama bir o kadar da biriktirici. Ama ben bir ömür anlamaya çalışmaktan dolayı yılmayacağım.
Elbette ki tehlike arz ederek motosiklet kullanan da çok, bunu asla göz ardı edemeyiz. Belki de zaten önyargı ile bakılmasını sağlayan bu kompleksli sürücüler yüzünden hala biz iki tekerlilere canavar, motosiklete de tehlikeli alet gözüyle bakıyorlar. Ne yazık ki ne kadar uğraşsak da hala daha bunun üstesinden gelemiyoruz. Gelemiyor oluşumuzun da birçok nedenleri var. Bizler çevremizi uyarmıyoruz çünkü benciliz, aman adam sendeciyiz, bana neciyiz ama sonra biz motorculara karşı da bir laf söylendiğinde ise canavar kesiliyoruz. Sen çevrendeki bilinçsiz motor kullananları eğitmiyor ve bilinçlendirmek için uğraşmıyorsan
o zaman ne diye canavar kesiliyorsun be kardeşim? Önce kendini eğit, sonra çevreni ve sonra nefes almadan sonuna kadar bu camiayı koru.
Bu denge böyle gelmiş böyle gidiyor gibi gözükse de aramızda azınlıkların var olduğunu görmek beni sevindiriyor. Azınlıklar çoğaldıkça da adımıza ve motosiklet camiamıza örnek olmayan davranışlarıyla motosiklet kullanan kişilerin varlığının azalması ya da bilinçlerinin gittikçe artması da ayrı bir sevinç benim için. Sevinçlerimin daha da çoğalması adına savaşmalarım bitmeyecek. Can kandan üstündür, kan da candan ötedir kelimelerini söylerken bile hissederek gerçekten anlamını ifade ederek söyleyebiliyorsak ve söylediğimizde de birileri bundan birşeyler alabiliyorsa, o zaman bunu hala daha söylemeye devam dostlar. Şu güne kadar hiç söylememiş olanlar da var ise, zararı yok , şimdiden söylemeye başlayın bence.
Unutmayın ki ; kişi kendi hayatını nasıl yönlendiriyorsa, " Kendi Tehlikesini de Kendi Yaratır "
Tekerlerinizin her daim tehlikesiz dönmesi adına,
Sevgiyle kalın
Şebnem AYDİNÇ
01.08.2008
_________________
İzmir Riders ve Lady Riders Kurucusu ve Başkanı
Motosiklet Eğitmeni
KLR 650 / Kanuni Seyhan 250
Daima Full Koruma ve Bilinçli Sürüş
www.izmirriders.com www.ladyriders.orgSİZ HANGİ KATEGORİDE MOTORCUSUNUZ?
Hiç düşündünüz mü siz hangi kategorideki motorcusunuz?
Bunu genele taşıdığınızda getirileri ve götürülerini hiç gördünüz mü, yaşadınız mı ya da hiç iyi kötü paylaştınız mı?
Gelin bunu biraz irdeleyelim. Puzzle'ı hepimiz biliriz. Hani şu 250-500-1000 gibi parçalardan oluşan, parçaları birleştirdiğinizde bir bütünü ; güzel bir manzara ya da resimi oluşturan oyun tarzı, kafa dinlemeye, vakit geçirmeye yarayan zihin geliştirici bir nevi hobi.
İşte biz motorcular da, genel anlamda birçok kategori ve tarzda bu ince ve mükemmel 2 teker hobimizi puzzle gibi düşünerek parçalara ayırırsak; belli kategoriler, amaçlar ve tarzlar olarak bir bütün halinde düşünüldüğünde hepimiz tek kelimeyle
MOTORCUYUZ. Dedik ya birçok amaçla, tarz olarak belli kategorilerde motosiklet kullanıcıları var. Hadi bunları biraz inceleyelim ; Kuryeciler, pizza pizzacılar, endurocular, race'ciler, naked'çılar, turing'çiler, kız tavlayıcılar, kendini bulamayanlar, yazlıkçılar, kışlıkçılar, 4 mevsimciler, eğitimciler, evkçiler, deliler, alkolikler, kafa dağıtıcılar vb.vb. Peki ya siz bunlardan kendinizi hangisinin içinde ya da dışında görüyorsunuz? Siz kendinizi nerde görürseniz görün, tek ortak noktamız MOTOSİKLET.
Şu ikiteker üzerinde kendimizce amaçlarımızı, zevkimizi, ihtiyaçlarımızı ve her türlü işimizi her nevi ruh halimizce ve biz olarak yapmaya çalışıp paylaştığımız alet ve bu aletle birlikte zamanla geliştirmeye çalıştığımız yaşam tarzımızın belki içine soktuğumuz, belki de sokmadan sadece emellerimize alet olarak kullandığımız bu iki teker içerisinde hepimiz tek isim altında toplanıyoruz ve bu toplanmalar içerisinde de kendimizi iyi kötü anlatmaya ve kabullendirmeye çalışıyoruz.
Kabullendirme çabalarımız ve çalışmalarımızda kimilerimiz yılıp bırakıp, içlerinde iki teker özlemi ile hala daha yaşıyor olmasına rağmen dört tekere geçiyor, kimilerimiz de halen devam edip boğuşuyor ve boğuştukça da nefesi yettiğince yoluna devam ediyor.
Çabalarımız onca ama bu puzzle paçalarına dönüp de baktığımızda etrafımızda kırık, kaybolmuş, yıpranmış, bütünü oluşturmak adına, ortaya çıkacak o bütün resmi oluşturmak adına uygun olmayan parçalar yüzünden ortaya çıkan resimin ne de çirkin, adına yakışır olmayacak durumlar yaratan ve istenilen gibi olmadığını, düzgün olan parçaların da zamanla azalıp kötü parçalar yüzünden artık düzgün olarak bakılmamasına sağlanması amacını güdmeye başlıyor. Ne mi anlatıyorum, ya da anlatmaya çalışıyorum? Diyorum ki; Ey gerçek motorculuğa adını yazdırmaya hedef edinmiş dostlar, gelin de adımızı doğru dürüst duyurmak ve arkamızdan adam gibi konuşulmasını sağlamak adına, hangi kategoriyi seçmişsek seçelim, motorculuğa ait tüm gereksinmeleri tamamlayıp, trafikteki hareketlerimize, tavırlarımıza, full korumalarımıza, adımıza yakışır şekilde davranıp iki tekerlerimizi zevkine vararak ve vardırtarak kullanalım. Kendimize ya
MOTORCU dedirtelim, ya da
MOTORCUYUZ demeyelim.
Gelin bizler bu kötü puzzle parçalarından biri olmayalım ve çevremizde olanları da uyaralım. "Aman bana ne, sana ne" cilerden olmaktan vazgeçip, verdiğimiz her gazın, yüzümüze yediğimiz her rüzgarın ve yaptığımız her km.nin hakkını verelim, verdirtelim. Ve gelin çevremizde kasksız, montsuz, kuralsız, kendi ve başkalarının hayatını hiçe sayan, eğitimsiz ve düşüncesiz puzzle'lardan biri olmadan olanları eğiterek kendimize MOTORCU dedirtelim. Dedirtelim ki zamanı geldiğinde, sesimizi duyurmaya çalıştığımızda; "Ne diyorsun sen? Önce kendine bak, sonra konuş" demelerine izin vermeyelim. Neden desinler diye düşünmeyin, diyecekler ve diyorlar da. Çünkü hepimizi tek çatı, tek bir kelime altında tanıyor ve biliyorlar; MOTORCU adı altında. O zaman gelin, trafiğe çıkmadan önce motorlarımızı hakkıyla, amacıyla ve örnek olmak adına gereklilikleriyle bir kez daha düşünerek kullanalım. Tüm ikiteker sevdalılarına kazasız belasız ve güvenli sürüşler dilerim.
Şebnem Aydinç 10.09.2007
Son dönemlerde biz 2 teker sürücülerine istinaden yazılmış ve yazılmakla da kalmayıp 4 teker sürücülerinin biz 2 teker sürücüleri üzerinde hayatlarımızı tehlikeye atan ve gerek alkollü sürüşleri sebepleriyle, gerekse de araçlarını üzerlerimize sürmeler ve buna benzer birçok nedenlerden dolayı, hatta dostlarımızın hayatlarını kaybetmelerine sebep olmuş olan 4 teker sürücülerini dile getirmek yerine, genelleme yaparak bizim de içimizde bulunan elma kurtlarına istinaden yazılmış ama bizlere mal edilmiş olan isimlerini vermek istemediğim bazı köşe yazarlarına istinaden yazmış olduğum bu aşağıdaki yazımı hepimiz adına ithaf ediyor ve bu tür terörlerin biz 2 teker sürücüleri adına son bulmasını diliyorum...!
Siz sevgili köşe yazarları;
Motorcuların caddelerdeki terörüne istinaden yazmış olduğunuz yazınıza istinaden yazmış olduğunuz bu "Köşe Yazarı Terörü" olarak nitelendirdiğim yazınıza istinaden; kendini motosikletli yaşama tercih etmiş ve adamış olan 37 yaşında bir bayan motosiklet kullanıcısı, sporcusu ve İzmir'de İzmir Riders adında geniş portallı bir motosiklet grubunun kurucusu ve başkanı olarak sizi kınıyorum. Tüm bilinçli ve güvenli sürüşe kendini adamış üyelerimiz ve tüm İzmir'li motosiklet kullanıcılarının adına sayenizde bu yazımı yamak zorunda bırakıldım.
Ben de Türkiye ve yurtdışındaki birkaç motosiklet web sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım ve basında bazı gazete ve dergilere motosiklet kültürü ve motosikletli yaşam adına demeçler verdim. Ama malesef bugüne kadar bu yazılarımın hiç birinde başka rakip yazarlara ya da motosiklet gruplarına sizin rakip gördüğünüzü sandığım gezeteleri kötülediğiniz gibi kimseyi kötüleyen yazılar yazmadım. Hatta bizleri asıl ölüme terk eden siz 4 teker sürücülerine sizin yapmış olduğunuz gibi acımasızca birkaç aramızdaki azınlığın yapmış olduğu hataları tümüyle ne çoğunluğa mal ettim ne de bunu yerin dibine sokacak kadar ve bilmeyenlerin, 2 tekeri şeytan icadı olarak düşünenlerin, biz motor kullanıcılarının motosikletli yaşamımıza anca alışmaya çalışan çevremiz ve ailemizin korkmasını ve yanlış düşünmelerini sağlamak adına yazılar yazmadım. Belki de biz uyuyan devleri uyandırmanız açısından bu yazdıklarınız iyi oldu. Aslında uyuyorduk denilemez, uyumuyorduk ama saygımızı koruyup bir gün yaptıklarımızla sesimizi duyururuz, anlatabiliriz düşüncesiyle motosikletli yaşamımızı devam ettiriyorduk ki hiç susmadık.
Siz sevgili yazarları, çok değerli araştırmacı gazeteci yazarımız, siz önyargılı olmamayı öğrenmiş ve öğretip de doğruları, gerçek olanı eleştirmiş ve bunun sanırım eğitimini de zamanında almış olan sevgili deneyimli köşe yazarımız ; size soruyorum, çevremizdeki alkollü araç sürücülerinden tutun da, dikkatsiz, önemsemeyen, 2 tekerlilere kin bürüyen, nefretini de trafikte kusan araç sürücüleri yüzünden bugüne kadar kaç bilinçli ve full koruma dostlarımızı kaybettik, bunu biliyor muydunuz? Daha yeni geçenlerde 2 gencecik dostumuzu aşırı alkollü bir araç sürücüsü yüzünden kaybetmedik mi? Buna istinaden motosiklet camiamızca imza kampanyaları başlattık ki ne kadar sesimiz duyulur ve ciddiye alınır o da muamma. Peki o zaman, neden bununla ilgili yazılar yazmadınız ya da bu sıkıntılarımızı dile getirmediniz de cadde terörü yaratan azınlık sürücülerden bahsettiniz? Bu alkollü araç sürücüsü o zaman sizin için hatalı değil ve hatta caddede terör estiren motorculara kızgın olduğunuz için bu 2 arkadaşımızı ölüme terk ettiği için oh ne de iyi mi yaptı diyeceksiniz? Dostlarımızı son 1-2 sene içerisinde 4 teker sürücülerinin caddelerde estirdikleri bitmeyen "Trafik Canavarı" ruh halleri sebebiyle kaybettik, alkolsüz ve bilinçli olarak kullanılan araçlar sayesinde demeyeceksiniz sanırım....! Görünen şöyle bir gerçek var ki ; malesef son zamanlarda 2 teker sürücüleri yüzünden 4 tekerli sürücülerin kaza yapıp vefat ettiğini değil, tam tersi 4 teker sürücülerinin hataları yüzünden 2 teker sürücülerini kaybettiğimiz konusunda haberler okumaktayım ki bu nerdeyse 2 günde bire çıkmaya başladı. Malesef bizler hergün gerek karayollarının yetersizliği ve tehlike oluşturan koşulları yüzünden (mıcır, mazot, aşırı bozuk yol vb.) ve trafik tacizcileri, canavarları sayesinde her motora bindiğimizde ; acaba bugünü kazasız belasız ve sorunsuz atlatabilecek miyim, evime ve sevdiklerime salim döner miyim düşüncesiyle tedirgin bir halde, huzursuz motora bindiğimizi biliyor muydunuz? Lütfen bizlere bunları yaşatmayın ve yaşatanları asıl yazın.
Sizin bu terörleri estirdiğini yazdığınız hatalı motosiklet sürücülerinin sayısı ile, bilinçli, güvenli, bu işin eğitimini almış ve korumaya önem veren motor kullanıcılarına nazaran bunların oranının ne kadar yüksek olduğunu biliyor musunuz ya da hiç araştırdınız mı? Araştırmış olsaydınız biz bu kadar çoğunluktaki 2 teker sürücülerinin de bu yazınızdan sonra insaların gözünde o cadde terörleri ile aynı kefeye konulabileceğini düşünmüş olurdunuz ki bunu bizlere de mal etmeye hakkınız yok. Bununla birlikte de rakip gazetenz olan gazeteleri kötülemek adına bizleri de kullanmamış olacaktınız.
Bizler ne kendimizi kullandırtırız ne de başkalarını kullanırız.
Sizin de bünyenizde motosiklet ile ilgili yazılar yazan köşe yazarlarımızı tanıyor ya da biliyor olmamanız imkansız ki o zaman onlara da bu konuda haksızlık etmiş olmuyor musunuz? Çünkü onlar da kendinilerini motosikletli yaşama adamış ve bu camiadan biridir ve kendisi de zamanında "Kasksız Kafasızlar" adında başlattığı kamanya ile bilinçsiz 2 teker sürücülerine seslenmiştir ki bizlere mal etmeden ve bizleri hiçe saymadan.
Sanmayın ki bizler sadece İzmir'de varız, bizler heryerdeyiz ve caddelerde terör estiren motorcuları da bizler de kınıyoruz ama onları eğitmek, bizler gibi bilinçlendirmek adına her daim savaş veriyoruz. Her zaman söylerim, bilmediğin şeylerin üzerine konuşmaktansa, araştırıp konuşmak, eleştirmek ve yorum yapmak insanlığa ve mesleklerimize dairdir. Geride kalan ise bence cahillik ve sığ düşünceden öte değildir. Bizler de insanız ve sizlerdeniz. Tek farkımız 4 teker yuerine 2 tekeri tercih etmiş olmamız. Motosikletli yaşam tarzımızı belirleyen bizler ; gerek işimize, gerek zevkimizce, gerekse de ihtiyaçlarımızı gidermek adına her daim motora biniyoruz.
Siz 4 tekerli 2 teker terör avcılarının hergün tacizine uğruyoruz. Peki madem biz caddelerde terör estiriyoruz da, siz 4 teker terörcüleri bizlere istinaden caddelerde yaşattığınız terörden neden bahsetmiyorsunuz? Ya da motosiklet sporunun Türkiye'de gelişmesi ve duyulması adına yazılarınızla katkıda bulunmuyorsunuz ve katkıları bulunan arkadaşlarımız, özellikle de Sn.Kenan Sofuoğlu'nun bugüne kadar yaptıkları ve Türkiye'miz adına kazandığı başarılardan bahsetmiyorsunuz? Sanır yormusunuz ki Kenan Sofuoğlu'nun bu yarışları korumasız, bilinçsiz ve sizin deyiminizle kelle koltukta kazandı ve bu şekilde yarıştı?
Bizlerin de aileleri var, sorumlu olduklarımız var. Bizler de insanız, meslek sahibi, çoluklu çocuklu olan ve yaşamayı seve sorumluluk sahibi insanlarız. Sadece tek farkımız bizim 2 tekeri tercih etmemiz ve bunun da tutkunu olmamız. Dünyalıyız ama ne cadde terörüstüyüz ne de uzaylıyız..! Bizler de korumasız ve bilinçsiz motor kullananlara karşıyız ve her daim de onların kendi yaşamlarını güvence altına almalarını sağlamak adına korunmalarını ve bilinçlenmelerini kendimize görev edinmiş ve örnek olmaya çalışan motorcularız.
Belki üzüntümüzü dile getirmemizle tüm 2 teker canavarlarına bu yazımız sayenizde ders olur ve bir anlam katar. Amacım sizi kırmak değil, bizlerin de bilinçli ve eğitimli bir şekilde var olduğumuzu ve bu tutkumuzu her türlü zor koşullarda yaşatmaya çalıştığımızı bilmenizi istemektir.
Biz İzmir Riders Motosiklet Grubu, biz tüm İzmir'li bilinçli motorcular ve biz tüm Türkiye'deki 2 teker tutkunları olarak sizden bir sonraki köşe yazınızda, bizlere borçlu olduğunuz özürünüzü dilemenizi bekliyoruz.
Unutmayın ki; bizler çoğunluktayız, eğitimliyiz, bilinçliyiz, full korumayız, biz motosikletli yaşamı benimsemişiz ve bu kültürü çok seviyoruz. En önemlisi de ; yaşamak istiyoruz..!
Saygılarımızla,
21.08.2007
Şebnem AYDİNÇ
4-5 ay önce dış etkenlere maruz kalarak yapmış olduğum ilk küçük hasarlı asfalt kazam sonrası bir müddet motordan uzaklaşma psikolojisiyle kısa bir boğuşmadan sonra, bu işe daha da sarıldım. Motora olan tutkuma mı? Hayır kişileri bilinçlendirme adına yaptığım çalışmalara, üstlendiğim misyonun birkaç nebzesinden daha farklı bir dönüşümle hareket etmeyi planladım. Aslında anladım ki kelimeler inanın belki de ilaç ama bana mısın demeyenler adına kapkaranlık bir boşluk. Anlatarak olmuyorsa bu işi sinemaya mı dökmek lazım? Ya da en kökene, başladığı yere mi dönüp bakmak lazım? Ya da belki kişilerin geçmişlerine. Elbette içinde tonlarca etken yatıyor. Geçmiş, yaşam tarzı, eğitim, psikoloji, bilinçsiz tutku ile , bu tutkularına teslim olmak.
Her daim bu işe gönül vermiş kasksız kafaların beyninde FULL KORUMA vıdı vıdısı yapan kadın olarak yaşamaya devam edeceğim ama geride kalanlara dopdolu "Keşkeler" ve Allah'tan rahmet dilemekten başka bir şey kalmıyor. Her ne kadar vıdı vıdılarımla sevilmesem de ; sevenlerin tek canıyım, can bu, kendi canından da öte..!
Hayat çok kısa ve bizler bir ipin üstündeyiz ve o ipin kopmaması için sımsıkı sarılmalıyız bence.
Sevgiyle ve dostça kalın!
Şebnem Aydinç
23.05.2007
YAŞAMDAN MOTOSİKLETE DAİR Birçok meslek, bir çok yapı ve bir çok kültür. Değişik yaşam tarzları ile farklı kişilikler. Farklı yüz, düşünce tarzı ve hayat felsefesi. Her şey farklı, benzerlikler kısıtlı ama hepsi tek bir noktada birleşiyor, o da İKİTEKER.
İkiteker de aslında kendi içinde farklılaşmalar yaşamıyor değil. Model seçim tarzı (doğru ya da yanlış, bilinçli ya da bilinçsiz), değişik amaçlarda kullanım için ; spor için, belki tutunamamışlığın bastırılması ve farklı görüntü ile taleplerin karşılanması için ve belki de özgürlüğün sonsuzluğu için. Ama yine hepsi bir tek noktada birleşiyor ; İKİTEKER.
İki tane tekerlek üzerine inşa edilmiş bu ne yüce ve bir o kadar da dengeli bir alettir ki ; bilinçsiz ve eğitimsiz kullanım tarzları ile bu yüce dengenin bozulmasına sebep olunabiliyor ve sonrasında da ona ya da karşılaşılan duruma suç itilebiliyor. Halbuki bu yüce denge , o içten gelen aşk ile kuğu gibi iki tekerimiz ile yolculuk yapmamıza destektir eğer doğru kullanılırsa.
Bir o kadar şahidim ki ; bu kültür maalesef çevremizde cahilliğin bastırılması ile de kullanım tarzına dönüşmüş ve kültürümüzün değişmesiyle, motosiklet kültürümüze de fazlasıyla yansımış. Derler ya ; " Delidir, ne yapsa yeridir. Motosiklet kullanan normal biri yoktur " diye. Bunu irdelemeyi reddetmekle beraber, özgürlüğün kazanılabilmesi ve toplumsal kurallara çevreden olumsuz tepki almadan uyulmaması için bu tür bir yaşam tarzının benimsenmesi adına "deli" dedirtilmesi durumu olabilir mi acaba bu? Ki rahat rahat baskıcılıktan , dejenere olmuş yaşam ile iç içe olunması tercih edilsin? Tartışılır, görünen köy kılavuz istemez, yorum var ya da yok. !
Biliyoruz ki motosiklet kültürünü tam anlamıyla yaşayan ve de yaşatan sayı arzu edilenden az. Bunun dışında kalan diğer kısım ise ; yaşadıklarını ve yaşattıklarını sananlardan. Aslında enteresandır ki motosiklet kendi kültürünü farklı oluşumlar ve nedenlerden sonra da oluşturmaya ve farklı amaçlara olasılıklar nedeniyle yönlendirmiştir. Örneğin günümüzdeki trafik yoğunluğu ve yaşattığı strese karşılık yaşam şekline dönüşmesi, örneğin adrenalin, extreme ve hız tutkusu ve psikolojik biriktirmişlerin ortaya çıkmasıyla ya da mükemmel refleks ve zeka sahibi kişiler tarafından spor amaçlı kullanılması, örneğin kültür olarak kendi yaşamına ayak uydurma savaşı ile ayrı bir yaşam oluşturmaya çalışması vesaire vesaire. Bunları aslında vesaire diye kısaltmaktan ziyade geniş açıdan incelemek gerekliliğinden yanayım, belki zamanla belki de yaşadıkça.
Yaşamını motosikletli yaşama çevirmeye başlayanlara ; tutkularını araştırmaya ve doğru ellerden öğrenmeye çabalayanlara , öğrendiklerini kendi güvenleri açısından delirmeden uygulayanlara sesleniyorum ; her daim yolunuz, farınız ve bilinciniz açık ; her daim full koruma ve eşsiz doğa ile iç içe , doğru nefes alış veriş ile, güvenli ve daimi sürüşler dilerim.
Siz siz olun, hangi motosikletli yaşam şeklini seçerseniz seçin, yaşamınıza motosikleti dahil ettiğiniz an irdelemekten vazgeçmeyin.
Rüzgarınız bol olsun.
Şebnem Aydinç
15.05.2007
MOTOSİKLET CAMİASINDAN YAŞAMA DAİR
Neden motosiklet camiamızda değiştirmek için çaba harcadığımız sorunları bu camia dışında da değiştirebilmek için çaba harcamıyoruz? Nedir bu ikiteker dışına çıkartmaktan korktuğumuz?
Gerçekten enteresandır biz Türk toplumunun fanatik olması, bir gruba dahil olması ve bu şekilde yaşamını devam ettirmesi. Bunların tümünün kökeninde çocukluğumuz, daha da geriye gidersek sosyal ve kültürel psikolojimiz yatmaktadır. Biliyorsunuz bayılırız sürü psikolojisine ve en büyük sorunumuz da yalnızlık. Kişinin yalnız kendi başına kalabilmeyi başarabilmesi demek, kendi ile barışık olabilmeyi de çözebilmiş olması demektir. Aynaya yalın bir şekilde, yansımaların farkına vararak bakabiliyorsak aynanın da yansıttıklarına katlanabilmeyi başarmışız demektir.
Gelelim konumuza ; bu bahsettiğim psikoloji ile motosiklet camiamızda yaşarken, motosiklet ile bağlantılı her tür konuda değişimler adına deli gibi savaş veriyoruz. Bu ne güzel, ne muhteşemne mutlu bize..! Peki ya camiamız dışına çıktığımız durumlarda nedendir boşvermişliğimiz? Bu camiaya katkıda bulunuyor, boğuşup çabalıyor ve değişimler içinse tüm uğraşılarımız, o zaman camia harici yaşamımıza da bunu verelim. İzin verin, kendinizi tembihleytin ve öğretin ki bu sadece tutku ile bağlı olduğumuz uğraşımızın çevresi haricine de yansısın. Oysa ki insanların birbirlerine en çok kenetlendiği, sevgilerini pekiştirdiği, yardımlarını eksik etmediği bu güzel camiamızda bunu gelenek haline getirip, bir bayram havası edasında yaşamalı insan.
Hayat belki kısa, belki bir o kadar da uzun ve belki de bir o kadar da karmaşık ki, şu önünü göremediğimiz ama içinde huzur, sağlık ve mutluluk ile yaşamak istediğimiz, taleplerimizi de bu doğrultuda yaptığımız, beklentilerimizi ona göre birleştirdiğimiz bu sosyalliğimizi bırakın aldıklarımızdan daha fazlasını edinerek vererek geliştirelim ve iletelim.
Ya tüm yaşamımızda bunu birleştirelim, ya da bırakın unutun gitsin. Yaşam belki de sizin için böyle güzel.Tekerleriniz her daim sevgi ve saygıyla, barış ve huzur için dönsün.
Şebnem Aydinç
03.04.2007
TÜRKİYEDE BAYAN MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ OLMAK
Türkiye'de kadın olmak o kadar zor ki, bu zorluğun içinde savaşırken bir de bayan motorcu olmaya çalışmak…! Allah kolaylık versin diyenleri, yok ben almayayım , walla işiniz zor ve ben yapamazdım diyenleri şimdiden duyabiliyorum. Çok zor hayatta bir bayan olarak savaşmak, ayakta durmak, hele iş motosiklet camiasında bayan sürücü olmaya karar vermeye gelince de o daha da zor. Motora bineceksin, kendini kabul ettireceksin, arkandan söylenecekleri duymamazlıktan geleceksin, baskıcı çevreniz ile boğuşurken o aşkı ; zevk ve şevk ile yaşamaya çalışacaksın, hele bir de klasik Türk toplumuzdaki hala örümcek bağlamış düşüncelerle yaşayan insanlara kendini kabul ettirmek ile uğraşıp uğraşmamak boyutunu ve bu boyutun da sana neler vereceğini kendinle tartışacaksan, gerçekten zor ama bir o kadar da bu aşka, bu motosiklet sevdasına değer.
Bayan sürücüler yılmayın derim, yolunuz doğru, yılmak siz motor sevdalılarına yakışmaz, daha yolun çok başındayız ve bu aşkı bırakmaya niyetimiz yok. Hala bana ağlamalar sızlamalar geliyor; kocam, sevgilim, eşim dostum diyor ki ; ne işin var motor kullanacaksın, bu iki teker şeytan icadını da nerden çıkardın dedikleri için bu aşka yenilen bayanlar. Ha bir de işin şu boyutu var, bayan sürücüler rahat olur, serseri olur, ruhu özgürdür ve bir o kadar da asidir. Hele bir bayan motorcu ile evliliği düşünüyorsan aman sakın yanaşma derim. Al işte buradan yak, 2007 yılındayız hala daha 1990'larda takılı kalmışız. Yaw millet aya çoktan çıktı, döndü şimdi de
NATO kuvvetleri, Afganistan'ın güneyinde geniş çaplı bir operasyon başlattı. Siz hala daha otursun evinde , kadın olsun, bıraksın bu işleri diyorsunuz.
Halbuki motosikletin de bir felsefesi, bir yaşam tarzı ve kalitesi var. Bu yaşam tarzının içinde de bayanların olması, yaşama dair hayat felsefelerini koklamak istemeleri ve bunu yaşamaları çok mu asice? Çok mu basit , boş ve erkekçe? Gelin bayanlar siz bu kafanızı karıştıran lafları eden çevrenizden kurtulun ya da şunu anlatın ; Motosikleti içimde bir yerlerde hissetmek ve o sevdamın ne kadar değerli olduğunun her gün farkına varmak adına motosiklet kullanıyorum ya da kullanmak istiyorum diyin. Bundan daha yüce bir şey olamaz sanırım. Çevremizde her gün olan ve biten olayların, sorunların, sıkıntıların içinde yaşarken, motosikleti yaşamanın günlük yaşamımızda ve hayatımızda ne kadar etkili olduğunu kavramak için bunu yapın. Bugün yarın nasıl ve ne yaşayacağımız belli mi? O zaman neden yapmak istediklerimizi erteleyelim? Neden hala daha koca insanlar olmuşuz hesap verelim, hayatımıza motosikleti sokmak için neden yaşlanmayı bekleyelim?
Başkaları adına karar veren ve buna boyun eğen bizler olmayalım, saygı sınırları yok olmuş bir toplum içinde, herkesin karşısından beklediği temel sevgi ve saygı prensiplerini uygulayarak bile elde edeceklerimizi düşünüp, yaşam kalitemizi ne kadar yükseltebileceğimizi ve bu yükselti içindeki hazzın da rutin yaşantımız içinde bize ne kadar haz vereceğini bir kez daha oturup düşünün. Saygı gösterin, saygı talep edin. Saygı göstermeyene de haddini bildirin. Çünkü bu yaşama bir kez gelmişsiniz ve sizden daha önemli hiç bir şey olamaz. O zaman bayanlarımız ne duruyorsunuz, haydi 2 tekerlerimizi döndürmeye…!
Bayanlar gelin bu işi herkese teşvik edelim, gelin diğer bayanlarımızı da harekete geçirelim. Gelin motosikleti kullanalım, kullanmaktan da asla bir ömür boyu vazgeçmeyelim. Dostumuzu, ailemizi, çocuklarınızı teşvik edelim. Onları bilinçlendirip, motosiklet felsefesini aşılayıp, onlara sorumluluk verelim ve onlara bu aşkı aşılayalım. Anlamayana anlatalım, anlamak istemeyene de anlatıyormuş gibi yapalım ama vazgeçmeyelim.
Motosiklet şeytan icadı ve bayanların dokunmaması gereken bir alet olarak kafanıza sokulmaya çalışılsa da , aslında onun sizin içinizde var olan, size ait , SİZ OLAN bir yaşam felsefesi olduğunu unutmayın.
Herkese, tüm bayanlarımıza keyifli sürüşler.
Şebnem Aydinç
12 Mart 2007
BAYANLAR MOTORDAN KORKMAYIN!...
Motosiklet ile içli dışlı olduğumdan beri motosikletten korkan, kullanmaktan çok, artçı olmayı tercih eden çok bayan gördüm. Peki bu motor sevdalısı bayanlarımız motosiklet sürücüsü olmayı neden tercih etmiyorlar? Ya da nelerden korkuyorlar? Tabiî ki de bunun bir değil, birçok sebebi var. Bu korkuları yüzünden de motosiklet almaktan ve kullanıcı olmaktan vazgeçiyorlar. Gelin, bayanların bu bazı korkularından birkaçını KORKU-ÇÖZÜM şeklinde irdeleyelim. Belki bu anlatacaklarım siz korkularla yaşayan motor sevdalısı bayanların fikrini değiştirecektir ;
KORKU 1 : Trafik Tacizcileri Korkusu
ÇÖZÜM 1 : Araba kullanan bayanlarımız, trafikte kendilerine nasıl davranıldığını bildikleri için, motorda da aynı davranışların kendilerine yapılabileceklerinden emin olduklarından dolayı motor kullanmayı tercih etmiyorlar. Hele bu 4 teker yerine, 2 tekerse tercih sebepleri daha da cesaretlerini yitirmelerine sebep oluyor.
Bayanlarımız,buna birçok çözüm getirebilmeniz mümkün. Öncelikle trafikte motor kullanırken gözünüzü kimsenin korkutmasına izin vermeyin. Size parazit olanları dikkate almayıp, kendi yolunuzda devam edin, korkmayın, araçlardan kaçmayın. Aman beni düşürür, bana bulaşır, sapık çıkar, takip eder, sıkıştırır diye düşünmeyin. Bunları düşünerek, tedirgin bir şekilde trafikte motor kullanırsanız zaten kafadan trafiğe çıkar çıkmaz düşeceğinizi bilin. Korkmayın, dikkatinizi de kaybetmeyin, kendi yolunuzda daima gideceğiniz yola bakıp, daima ileri yolunuza devam edin. Ha baktınız çok sıkıntıya düştünüz, taciz edildiğinizi düşündüğünüz durumları yaşarsanız da alın araç sürücüsünün plakasını, gidin en yakın yerdeki trafik memurlarına şikayet edin. Tabii buna başka bir çözüm getirmek de mümkün. Ben bunu "Moto Kamufulaj Pozisyonu" diye adlandırıyorum. J İllaki taciz görmeyeyim, bayan olduğum anlaşılmasın diye kendinizi yırtıyorsanız, örneğin gidin kendinize kalçalarınızı kapatacak belden aşağıya uzun enduro tipi mont satın alın. Ama şunu unutmayın ki güvenli sürüşe önem veren ve bunun bilincinde olan tüm bayanlar zaten motora full koruma binileceğini bilir. Siz isteseniz de istemeseniz de bu trafik tacizcileri robocop ya da uzaylı gibi giyinmiş olacağınızdan sizin bayan olduğunuzu bile anlayamayacaklardır. Unutmayın, her daim kask, mont, motor pantolonu yani full korumanız sizi tacizcilerden ve kazadan koruyacaktır….! Ama tabii saçı, makyajı bozulmasın; rüzgardan donsa bile korumasız, kalçaları, dekoltesi, topuklu ayakkabısı ve havası motorda gözüksün diye düşünerek hala daha motor kullanan ya da artçılık yapan bayanları bu kategoriye koymuyorum, hatta onları kınıyorum.! Siz bilinçli bayanlarımız, gelin siz hırslı, cesaretli, akıllı ve eğitimli olun..!
KORKU 2 : Tek başıma motora bindiğimde ya bir şey olursa, ya motor bozulur da yolda kalırsam?
ÇÖZÜM 2 : Kendinizden emin olana kadar mümkün olduğunca motora yalnız binmeyin. Başlangıç olarak, sizin gibi motor kullanan bayan ya da erkek arkadaş, eş, dost, ahbaplarınızdan rica edin. Sizinle beraber gideceğiniz yere kadar o da gelsin, ya da rica edin, ara ara zamanınız oldukça, siz bu korkunuzu yenene ve pişene kadar, trafiğin az olduğu bölgelerde sizinle beraber gezsin, bol bol pratik yapın. Ayrıca motor gruplarına da katılabilir, gruptaki motorsever dostlarınızla da yapacağınız gezilerle yalnızlığınızı paylaşıp , bu korkunuzu üstünüzden atıp, sürüşünüzü pekiştirebilir ve onlardan çok şey öğrenebilirsiniz. Bu arada tabii en baş çözüm, artık bir motosiklet sahibi olarak bilmelisiniz ki motora tek başınıza ya da başkalarıyla beraber binseniz bile muhakkak yapmanız gereken motorunuzun servisi ve bakımı olmalı. Motorunuzda sorun olup olmadığına muhakkak emin olun. Eğer eminseniz ve gerektiği zamanda motorunuzun servis ve bakımını da yaptırmışsanız artık yola çıkmanın zamanı gelmiş demektir. Yola çıkmadan önce de en azından aşağıda bahsetmiş olduğum min. 5 basit ama önemli kontrollerinizi yapın ve gerekli ekipmanlarınız olmadan yola çıkmayın.
1- Farlarınız çalışıyor mu?
2- Sinyalleriniz çalışıyor mu?
3- Benzininiz var mı?
4- Lastiklerinizin havası iyi mi?
5- Motorunuzu satın aldığınızda, motorunuz ile birlikte verilen takım çantasını yanınıza aldınız mı? (İşi iyice öğrendikten ve piştikten sonra da ; motorunuzun bazı çok gerekli yedek parçalarını da yanınızda taşımaya başladığınızı göreceksiniz. Debriyaj kolu, tel, buji vb. gibi.)
Hadi bakalım, her şeyiniz tamam, artık yola çıkmaya, o zevki yaşamaya hazırsınız. Tekrar söylüyorum ; çok elzem bir durum olmadığı sürece, motorunuzun rutin bakımlarını da yaptırdıktan sonra ve zaten motorunuzu da iyi tanıyorsanız, yolda kalmanız için hiçbir sebep yok demektir. Bayanlar sizlere bu konuda tavsiyem; motorunuzu bakıma götürdüğünüzde anahtarı bakımını yapacak olan kişiye teslim edip, bakımı bittikten sonra teslim alacağınız günü beklemek için evinize dönmekten ziyade; en azından 1 saatinizi serviste geçirin derim. Motorunuzun ne tür işlemlerden geçtiğini, ona neler yapıldığını bir oturup inceleyin, öğrenmeye çalışın. Motorumu servise götürdüğümde bir tulum da ben giyip, yaaa Allah diyip motorumun civatalarını söküp, gerekli yerlerini sıkıyorum. Sürekli soruyorum, öğrenmeye çalışıyorum. Tabi size adamın dibinden ayrılmayın, vıdı vıdı yapın, adamı deli edene ve ona fenalık getirene kadar sorular sorun demiyorum. Her işin bir raconu ve dengesi var. İnceleyin, öğrenin ve gerçekten sorun. Sormuş olmak için değil, öğrenmek için sorun. Size bu konuda asla profesyonel olun demiyorum ama en azından teknik bir iki şey öğrenmenizde fayda vardır. En azından az da olsa kullandığınız aracınızı tanıyın. Çok faydası olacaktır size, göreceksiniz. En azından yolda kaldığınızda cep telefonunuza sarılıp, ağlamaklı bir ses tonu ile arkadaşınızı yardıma çağırırken paniklemeyeceksiniz, ya da motorunuzdan düşmüş bir vida gördüğünüzde bunu ne yapsam demeyeceksiniz. Çünkü takım çantanız yanınızda ve o vidayı sıkmayı öğrendiniz.
KORKU 3 : Yaa ben çok tedirginim motor tepesinde. Elim ayağım birbirine dolanıyor. Vitesi küçültmeyi unutuyorum, hatta bazen üşeniyorum, yol takibim berbat, park ederken korkuyorum.
ÇÖZÜM 3 : Tek çözüm cesaret ve eğitim. İşe iyi bir eğitmen bulmakla başlayın. Önce teorik, sonra uygulamalı pratik ve en son da yol eğitimi alarak eğitimlerinizi tamamlayın. Eğitmeninizi can kulağıyla dinleyin, ve öğrendiklerinizi doğru uygulayın, bol bol sorun ve anlamadığınızda aptal konumuna düşerim korkusunu düşünmeden , tekrar tekrar sormaktan çekinmeyin. Çünkü bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Sonra sıkıntısını işte böyle yukarıdaki korku gibi her daim çekersiniz. Tabi bu arada cesaretiniz tam yerinde değil mi? Unutun bunu. Bu aşka zaten tutulmuşsanız, gözünüz hiç bir şeyi görmeyecektir ve bu cesaret de arkasından kolaylıkla gelecektir.
KORKU 4 : Eş, dost, aile, anne, baba, nişanlı baskısı.
ÇÖZÜM 4: İşte karşımıza en sık çıkan sorun ve bundan nasıl kurtulabiliriz korkusu. Maalesef bu hiç de göründüğü gibi kolay olamayacak. Bu konuda işiniz iş. Kolay mı kişinin sevdiklerini ezip de şu motor sevdası ile kaçıp gitmek? Değil tabi. Baskı yapan tüm çevrenizi terk edin, değil tabi çözüm. J Unutmayın hayatta bazı şeyleri elde etmek kolay değildir. İlla istiyorum diyorsanız bu baskılara dayanacaksınız ve bunun üstesinden gelmek için yapacak çok şey var. işte bunlardan birkaçı ;
Motor aşkınızı baskıcı çevrenize anlatmaya pat diye: bana neee , istiyorum, ben motor alıcam, motora binicem diye kendinizi yırtarak başlamayın. Hiç birşey elde edemezsiniz. Yavaş yavaş empoze etmeye çalışın. Onlara motosikleti, bu hobiyi, felsefesini kısım kısım , zaman zaman anlatarak sevdirmeye çalışın. Mesela alın size baskı yapan kişiyi, içinde motosiklet olan bir filme götürün. Yolda onunla beraberken bir motor gördüğünüzde ; "Ya baksana şunun güzelliğine" gibi kelimelerle ona bu sevdanın sizin içinizde de var olduğunu anlatın. Neden motosiklet olduğunu, güvenli ve bilinçli kullanıldığı sürece bir şey olmayacağını anlatın. Motosiklet grubu edinin. Bunu her daim söylüyorum çünkü her açıdan çok şey öğrenip, kazanacaksınız. Edindiğiniz grubun etkinliklerine onu da götürün. Tabi size baskı yapan kişi anneniz ise, onu götürmeniz imkansız olacak bunu biliyorum. Ama anneleri en derinden vurmanın tek yolu, ona aşık olduğunuzu ve onsuz bir gün geçiremeyeceğinizi anlatmak ve onun size bu konuda güvenmesini sağlamanızdır. Ona bunu kabul ettirin. Anneyi ikna edince gerisi kolay. Motosikletleri onlara doğru şekilde tanıtın ve yanlış şekilde çevreye motosikleti tanıtanları da kınadığınızı belirtin. Motosiklet diyince akla artık ; pizzacı çocuklar, kuryeciler, deri takım giyen iri yarı serseri adamlar gelmediğini anlatın onlara. Bir bayan olarak, nasıl araç sürüyorsanız, 2 teker üzerinde de kendinizi gösterebileceğinizi kanıtlayın. Motor kullanmanın artık eskiden algılandığı gibi asi bir davranış, serserilik olmadığını anlatın. Artık günümüzde sıkışmış trafik sorununu gündeme getirin, işe en azından gidebilmek için küçük bir motorla başlayacağınızla onu ikna edin. Ulaşım ihtiyacınızı bu tür bir hobiyle birleştirmek istediğinizi söyleyin. Bu işte ciddi, disiplinli ve bilinçli olabileceğinizi anlatın. Sevginizden bahsedin, estetik açısını anlatın. Artık motor dünyasının erkek egemenliğinden çıktığını ve bir sürü bayan kullanıcı olduğundan bahsedin ve yolda bir bayan kullanıcı gördüğünüz an ona da gösterin. Neden ben de kullanmayayım diyin. Tabi öncelikle bunları baskıcı çevrenize anlatmadan önce iyice araştırın. Nasıl bir motor ve eğitim almanız gerektiğini öğrenin ki iyi anlatabilesiniz. Onların karşısına iyi donanımlarla çıkın. Motorun farklı bir dünya olduğunu ve bu dünyada sizin de var olmak istediğinizi anlatın.
KORKU 5 : Fizik ve güç gerektirmiyor mu? Düştüğümde motoru nasıl kaldıracağım?
ÇÖZÜM 5 : İşe 1 beden büyük pantolon giymekle başlamayın.İlk motorunuz kesinlikleyüksek hacimde bir motor olmasın. Düşük hacim hem sizin kolay pişmenizde yardımcı olacaktır hem de motora hakimiyetinizi kolaylaştıracaktır. Daha sonra baktınız ki, tamam ben bu işi çözdüm dediniz, o zaman eski motorunuzu hacmi biraz daha yüksek bir motorla değiştiririsiniz. Unutmayın ki 300 kg.luk bir motorun altında kimse kalmak istemez. Aslında her ağırlıktaki motoru düştüğü zaman yerden kaldırmanın da bir tekniği vardır. Eğitmeninizden bu tekniği size öğretmesini muhakkak isteyin. Çünkü motorlar o kadar dengeli aletlerdir ki, onun noktalarını öğrenip, pratikte de uyguladığınız ve öğrendiğiniz sürece bu korku da kafanızdan uçup gidecektir ve motorunuzu artık siz de düştüğünde yerden kaldırabileceksinizdir. Ayrıca şunu asla unutmayın ki, bir motorcu yolda başka bir motorcuyu zor durumda görürse, ne olursa olsun hemen durur, ilgilenir ve yardıma koşar.
KORKU 6 : Bırak bu işi, bu iş erkek işi……….
ÇÖZÜM 6 : Bu lafları duymamazlıktan gelin, hatta hiç de şaşırmayın. Bir erkek nasıl motor kullanabiliyorsa, elbette bir kadın da bunu çok rahat, güvenilir ve bilinçle kullanabilecektir. Kimsenin sizin şevkinizi kırmasına ve bunu yıkmasına izin vermeyin. Toplumumuz artık yavaş yavaş bu tür şeylere alışmaya başladı. Alışamamış olanlar da bunu zamanla kabul edecekler. Etmek zorundalar çünkü biz bayanlar da bu aşka feci tutulmuşuz J Unutmayın ki motosiklet hobisi kişiye arkadaş, iyi dostluklar ve zaman kazandıran bir hobidir. Erkekler bayanlar için berbat araba kullanıyorlar diye düşünürler. Bu konuda haklı olabilirler, ben bile trafikte aynalarına bakmayan, paldır küldür araba kullanan bayanları boğazlamamak için kendimi zor tutuyorum. Ama bayan Rider'lar bambaşka. Çünkü motosiklet bambaşka. Motosiklet bir araba gibi kolay değildir ve motosiklete duyduğumuz aşkı arabasına duyan çok az kişi tanıyorum. İşte bu aşk ile kullanılan motosiklet de gerçekten bayanlarımız tarafından iyi kullanılabiliyor. Feminist değilim ve olduğum da asla söylenemez ama görüyorum ki çevremde bir sürü bayan var bu korku ve aşkla yaşayan, cesaret edemeyen ve öylece kala kalan, ne yapacağını bilemeyen.
Bende öyle bir delilik var ki, yıllarca ailemden kaçak kaçak her yaz bastım gittim Bodrum'a, ve hiçbir yazı kaçırmadan scooter kiraladım, deli gibi ordan oraya, dolaştım durdum. Düşmedim mi? Çok düştüm. Bazen motoru ayaklığına alamadım, yanımdan geçen adamlardan rica ettim yardım ettiler. Umrumda değil, ne çekinicem. Hatta o dönemlerde motor kullanan çok az kişi vardı, bilinçsizdik, ne koruma, ne kask ne de başka bir şey. Beni yıllarca Allah korumuş bir de eskrimci olmanın verdiği reflekslerim. O motosiklet grubu senin, bu motosiklet grubu benim. Girdim çıktım, etkinliklerine arabamla katıldım, içim içimi parçalıyor ama. Zaman geldi artçı olarak yalvar yakar katıldım gezilere. Ölücem motor kullanamazsam diye. Koca koca motorları olan arkadaşlarıma yalvardım versene bir tur diye J Dediler, de get , kullanamazsın sen bunu L . Bu camiada 10-15 yıl böyle bu deli yürek ve aşkla yaşadıktan sonra, yaş 36, yıl 2006, bir arkadaşım verdi altıma bir 250 cc motor, dedi al bunlar vitesler ; 1,2,3,4,5 . Beş dakika sürmedi öğrenmem, bindim dolaştım arka sokaklarda, düştüm düşücem, umrumda değil. Ertesi gün atladım gittim yağmur çamurlarda offroad yapmaya. Millet dedi ; "Kızım sen manyak mısın? 36 yaşında kendini mi öldürcen? Daha dün öğrendin vitesli motor kullanmayı, bari asfaltta kullansana.? " Yok dedim olmaz. Çok düştüm o gün ama bana vız gelir. Sonra kendime motokross ve enduro'nun K ve E leri ni bilmeden lisans çıkarttırdım. O hafta gittim İstanbul'a, Motosiklet Fuarı'na. Çaldım Çelik Motosiklet'in kapısını. Dedim ben deliyim, haftaya yapılacak olan Turgutreis Türkiye Enduro Şampiyonası'na katılacağım, dediler biz de delileri severiz, buyurun size 150 cc bir enduro (Şimdiki aşkım , 36 numara ÇELİK'im benim ) alın bununla girin yarışa. Ve gittim yarışlara.
İşte o günden sonra bu deli yürek durmaksızın çarpmaktadır. Mümkün oldukça deli gibi erkek arkadaşlarımla çıkarız dağ taş tepelere, vururuz kendimizi offroad'a. J Bayanlar bunu neden mi anlattım? Korkularınızı atın mutfağınızdaki çöpe. İşe soyunmanın artık zamanı gelmiştir. Tıkayın kulaklarınızı, gözlerinizi kapatın, bırakın çevrenizi , onu bunu, atlayın motorlara. Özgürlüğe doğru yol almanın zamanı artık gelmiştir. !
Bu korkular burada bitmez bayanlar. Ama ben diyorum ki, bırakın bu korkuları ve içinizde bu sevda varken, gerisi hikaye, boş. Bırakın artçı olmayı, artık kurtulun şu selenin arkasından ve geçin öne. İçinizdeki bu kor alev yanıp dururken, arkada söndürmeye çalışmanın ne faydası var? Hemen atlayın motorlara, alın eğitimlerinizi, giyin full korumalarınızı ve ne duruyorsunuz? Haydi bayanlar yollara J Ben her daim yanınızda ve arkanızdayım.
Sevgi ve saygılarımla,
Şebnem Aydinç
01/03/2007